Ayrılık Bile Ağlardı, Ayrılığı Tatsaydı

Son yazımı yaklaşık bir hafta önce bloga girdim ve ortalardan kayboldum. Beni ne sosyal medyada ne de blogumda gören oldu. Malumunuz bu sene üniversiteyi kazandım. Hangi üniversite ve hangi bölüm olduğu bende saklı kalsın. Nasılsa bloga girdiğim yazılardan anlayacaksınız.

Sıkı takipçilerim lise yıllarımı bilirler. Eğer elime iyi bir not iyi bir döküman geçerse hemen blogumda paylaşırım. Üniversitede de aynı şekilde olacak. Okuduğum bölümde öğretmenlik dersleri var. Bu nedenle bolca sunum bolca döküman hazırlamam gerekecek. Bunları hazırlamışken blogumda da paylaşmayı ihmal etmeyeceğim. Öğretmenlik okuyanlar bilir. Eğitim bilimlerine giriş dersi fazlasıyla yorum kabiliyeti ve beyin fırtınası gerektiren bir ders. Blog yazmaya başlamamın başlıca sebeplerinden biri de buydu. Bunun yanında kendimi geliştirmek için de yazardım. Şimdi ise hem kendimi geliştirmek için hem de ihtiyacım olduğundan dolayı yazmaya devam edeceğim. Fark ettiyseniz hiçbir yazıyı alıntılamamaya çalışıyorum. Haberleri bile kendi yorumuma göre değerlendirip de yayınlıyorum.

Biraz üniversiteden bahsetmek gerekirse okuduğum bölümün dersleri çok rahat. Beni zorlayacak hiçbir ders yok desem yeridir. Üniversiteden önceki öğrencilik hayatımda üniversite ortamını çok merak eder sistem nasıl işliyor öğrenmek isterdim. Önceleri dışardan çok karmaşık bir sistem gibi gelirdi ama olayın içine girince hiç de öyle olmadığını anladım. (Bu kısımdan sonrası bölümden bölüme değişiklik gösterebilir.) Mesela her derse haftada bir kere giriyorsun. Yani lisedeki gibi Pazartesi 2 saat matematik, çarşamba 2 saat matematik gibi dersler bölünmüyor. Bir günde 4 saati de görüyorsun. Sonra ikinci öğretim okumanın faydalarından olsa gerek, öğretmenler dersi hemen bitirip gitmek ve bizi de serbest bırakmak istedikleri için çoğunlukla blok ders yapıyorlar. Ama hemen bitsin diye de hızlıca anlatıp geçmiyorlar. Tam anlamıyla dersin hakkını vererek anlatıyorlar.

Üniversite sisteminin diğer sistemlerden bir farkı ise zil. Derse girerken ve çıkarken zil çalmıyor. Ara da fazlasıyla yetiyor zaten. Genellikle öğretmen ile aynı anda derse geliniyor. Geç kalsanız bile kapıyı çalıp yerinize geçebiliyorsunuz. Hiçbir sorun yok. Şu ana kadar bayağı eğlenceliydi bakalım. Vizeler ve finaller de gelsin yine bir şeyler yazarım buralara.

Üniversite hakkında yazdığım bu paragraf ilerleyen yıllarda bana bile gülünç gelebilir. Bunu eski yazılarımı okuyunca yüzümde oluşan tebessümden anlayabiliyorum. İlerleyen zamanlarda yine bir şeyler yazarım.

Neden yazı girmediğime gelince. Üniversiteye gidince yurtta kalacağım için ortamı görmeden dizüstü bilgisayarımı ilk günden götürmek istemedim. Kurban bayramından dönerken onu da yanımda getireceğim. Can sıkıntısı, film/dizi izleme, belki birkaç oyun, bunları bırakın ders için kesin lazım oluyor. Düzeni bir oturttum mu kaldığım yerden devam edeceğim.

Yeri gelmişken şunu da söyleyeyim. The Walking Dead dizisini Amerika yayınından dört saat sonra blogda yayınlayan ben bu olayı devam ettirip devam ettirmemek konusunda arada kaldım. Her hafta illa ki bir yazı girmek gerekiyor. Bunun da blogu çöplüğe çevirme gibi bir ihtimali var ama yazdığım yazılarda bölümle ilgili gözlemlerime yer veriyorum. Bu diğer durumu telafi edebilir. Artık gözlemlerim yazılarımda karakter betimlemelerinden olay/mekan ilişkisine kadar birçok konuya değinmeyi düşünüyorum. Böylesi daha zevkli olabilir. Öte yandan dizinin eskisi gibi torrent ve alt yazı dosyalarını paylaşmaya devam edersem telif hakkı ile ilgili sorun çıkacağından biraz endişem var ama bunu Kullanım Şartları ve İçerik Politikası sayfasıyla hallettiğimi düşünüyorum.

Aslında bu yazıyı yeni aldığım telefonla Nokia Lumia 820 ile girecektim fakat klavyesine tam anlamıyla alışamadım. Gönül isterdi ki; David Guetta’nın Gettin’ Over You klibindeki kadar hızlı yazmak ama olmayınca olmuyor. Şimdilik alışmaya çalışıyorum. Neyse ki oda arkadaşlarımdan birinin bilgisayarı vardı. Onu kullanarak bu yazıyı yazabildim. Kendi bilgisayarımı getirince Nokia Lumia 820 ve önceki telefonum Nokia 6303i Classic hakkında adam akıllı bir inceleme yazısı yazmayı düşünüyorum.

Bu yazıya ilişkin olarak yazıma şu şarkıyı eklemeden edemeyeceğim 🙂

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

5 Cevaplar

  1. Ali Arslan dedi ki:

    Üniversiten hayırlı olsun Furkan. Üniversite iyidir. Özgürlüktür. Sınav haftası 2 hafta kadar sürer ders olmaz. O haftalar bayağı bir yoğun ve stresli geçer. Onun dışında güzeldir. İlk yılın da kendine göre sıkıntıları olur tabi. Yeni ortam ve yeni şehir derken özellikle aileni çok özlersin. Her şeye alıştığı gibi ona da alışıyor insan. Yeni okulunda sana başarılar dilerim.

  2. kralizasyon dedi ki:

    Üni. hayatında başarılar Furkan 😉

  3. Eşim öğretmen Furkan. Eminim o senin derslerinin ne derece zor olduğunu benden iyi biliyordur. Başarılar dilerim 🙂

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir