Sarışın Bomba (Atomic Blonde) 2017

sarışın bomba

1989’un Kasım ayında Soğuk Savaşın ortasında Berlin’i ikiye ayıran duvar yıkılmadan iki hafta önce Britanya gizli servisinde görev yapan tecrübeli MI6 ajanı Lorraine Broughton (Charlize Theron) başka bir ajanın öldürülmesi üzerine bu olayı araştırmak için CIA işbirliği ile Berlin’e gönderilir. Ölen ajan Doğu tarafındaki bağlantısından bir liste almıştır fakat liste, ölen ajanın üzerinden çıkmaz. Berlin duvarının yıkıldığı gece bir ajan daha sokak ortasında vurularak öldürülür ve Lorraine, Londra’ya dönerek başından geçenleri anlatır. Fakat hiçbir şey aslında sandığı gibi değildir.

atomic blonde charlize theron

Soğuk savaş döneminde geçen filmleri oldum olası beğenmişimdir. Ama yine de film için tarafsız bir inceleme yapmaya çalışacağım. Bu sefer öncelikle mekanlardan ve filmin atmosferinden bahsederek konuya giriş yapmak istiyorum. Filmin geçtiği soğuk savaş dönemi soğuk renklerle oldukça iyi aktarılmış. Film afişindeki filmin kendine has neon renkleri bu açıklamaya dahil değil tabii ki. Özellikle Berlin’in o zamanki durumu insanlar olsun, yapılar ve özellikle moda olsun oldukça başarılıydı. O dönemdeki doğu batı ayrımı giyim kuşam üzerinden de gözler önüne serilmiş. Tüm bunların yanında müzikler de o dönemin popüler müziklerinden seçilmiş. Demem o ki bu müziklere yabancı değilseniz film sizi fazlasıyla içine çekecektir.

İlk önce ‘The Coldest City’ yani ‘En Soğuk Şehir’ olarak çıkış yapılması planlanan filmin adı daha sonra ‘Atomic Blonde’ olarak değişmiş. İlk isim daha çok filmin geçtiği döneme vurgu yaparken sonrasında seçilen isim ile filmdeki aksiyon ve gerilime vurgu yapılarak daha çok izleyici çekilmeye çalışıldığını düşünüyorum. Bununla birlikte afişe de Charlize Theron tek başına yerleştirilerek karakterin karizması işin içine dahil edilmiş.

Film çekildiğinde Charlize Theron’un 41 yaşında olduğunu göz önünde bulundurursak sergilediği performans oldukça başarılıydı. Aynı yapımcının elinden çıktığından dolayı dişi John Wick olarak tanıtılsa da Lorraine’in John Wick’e göre estetik yönü daha baskın bir karakter olduğu açık. John Wick’i canlandıran Keanu Reeves hakkında internette oldukça eğlenceli görseller var, özellikle yaşının ilerlemesine rağmen görünümünün aynı kalmasıyla ilgili. İşte Kasım’da Aşk Başkadır ve Şeytanın Avukatı filmlerine baktığımda Charlize Theron için de bu durumun aynı olduğunu düşünüyorum. James McAvoy içinse söylenecek pek bir şey yok. Son zamanlarda canlandırdığı psikopat karakterlere bir yenisini daha eklemiş ve performansından da ödün vermemiş.

charlize theron james mcavoy

Sarışın Bomba’nın bomba kısmından bahsedecek olursam, yer yer sakin anların olmasına karşın aksiyon, özellikle kovalamaca sahneleri oldukça nefes kesiciydi. Ajan Salt’ın aksine dövüş sahnelerindeki gerçekçilik bazı kişileri derinden etkileyecek türden. O dönem de yer alan kaos ortamı mükemmel bir şekilde filme de yansıtılmış. 1997 yapımı Contact filmindeki aynalı sahneyi hatırlayanlarınız vardır. İşte Sarışın Bomba’da da ‘merdivenli sahne’ var. Çekim tekniği o kadar kaliteli ki belki de filmi sadece bu sahne ile hatırlayacaksınız. Merdivene vurgu yaptığıma bakmayın o sadece bir yer imi. Olay sadece merdivenle bitmiyor.

Sarışın Bomba, aksiyon ve kovalamaca sahneleriyle ajanların cirit attığı soğuk savaş döneminde geçen harika bir yapım. Bu tür senaryoları beğeniyorsanız bu filmi de kaçırmamalısınız.

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir