Herşeyi gören göz

Herşeyi gören göz Nedir, ne değildir?

Herşeyi Gören Göz her kültürde ve dönemde vardı. Genel olarak uyanıklığın ve Tanrının koruyucu gücünün sembolüdür. Nazar veya kem göz kültürünün yaygın olduğu yerlerde bu tehlikeye karşı kullanılan bir çeşit uğurdur. Bizdeki nazar boncuğu da bu sınıfa giren örneklerdendir. El içinde göz şeklindeki nazarlıklar Türkiye, Yunanistan Kuzey Afrika, Orta Doğu ve Hindistan’da kullanılmaktadır. Taşıyanı kötülüklerden koruyan üzerinde Her Şeyi Gören Göz amblemi bulunan Kuzey Amerika uğur parası, Eski Mısırdaki Horus’un Gözü, Hindistan’da Budha’nın Üçüncü Gözü, Meksika’daki Şaman inancından kalma ojo de venado nazarlığı, nazara karşı koruyucu nesnelerin diğer örnekleridir.    Herşeyi gören göz’ e ülkemizin topraklarında sıklıkla rastlıyoruz. Sultanahmet Meydanı’ nda ki Dikilitaş’ ta olduğu gibi…

Göz sembolü, ikonografisi

Gözün sembolik veya ikonografik olarak kullanımının birçok türü vardır. İlk olarak tek başına “göz”ü ele alalım: bu kullanım çok geniş bir alanı kapsadığı için doğal olarak doğru ya da yanlış yorumları da içinde barındırabilir. Yani, bu şekilde resmedilmiş göz, Tanrının her şeye kadir, kerim ve hayırsever olduğunu ifade ettiği gibi dünyevi anlamlarda kullanılabilir. Sözgelimi Manly Hall bir çalışmasında Gözün insanın entelektüel gücü olduğunu ve açık bir gözle temsil edildiğini ve sembolik olarak siklop gözü (tepegöz) ile gösterildiğini yazmış. Günlük hayatımızda sıkça gördüğümüz güvenlik şirketlerinin amblemlerinde güvenlik ve korumayı sembolize eden şekliyle de karşımıza çıkabilir.

İkinci en çok kullanılan sembol üçgenin içindeki gözdür. Eşkenar üçgen içindeki göz, teslis (üçü bir arada) özelliği olan Tanrıya inan kültürlerde ilahi varlığı temsil eder.

Etrafında ışık hûzmeleri olan bir hâle içindeki göz, vicdanın herşeyi gören gözünü ifade eder. Daha ziyade yoğun olarak Rönesans dönemi sanatında ve erken litografide kullanılmış bir semboldür.

“Hamsa” veya avuç içinde resmedilmiş göz ise Arap ve Yahudilerde kem gözden koruyan, ırak tutan bir tür nazarlıktır. Hamse veya hamiş sözcüğü elin beş parmağını ifade eder. Aynı zamanda Hz. Muhammet’in kızı Fatma’nın veya Meryem’in eli anlamına gelir. Arkeolojik buluntular “hamsa”nın Yudaism’den ve İslam’dan önce de var olduğunu göstermektedir. Roma sanatında ve Güney Amerika ikonografilerinde de rastlanan hamsanın Masonik bir özelliği bulunmamaktadır.

Piramit içindeki veya üstündeki göz Dolar banknotu üzerinde bulunan önemli bir Amerikan amblemidir. 1783 yılına kadar piramit ile gözü bir araya getiren belgelenmiş bir ilüstrasyon (resim) yoktur. Bir kaç Büyük Loca mühürlerinde kullanılmış olsalar da ne göz ne de piramit hiç bir zaman tek başlarına Masonik sembol olarak kullanılmamıştır.

Mason araştırmacılar, masonik sembollerin hakiki anlamını ve menşeini anlamak için çoğu zaman eski zamanlara giderek, en önemli kaynaklar olarak gördüğümüz eski misterlere başvurmuşlardır. Bunlardan bizim en çok bildiklerimiz ise eski Mısır’a ait olanlarıdır. Hiç şüphe yoktur ki Mısırlı bir prens ve rahip olarak eğitilen Musa bu misterleri gayet iyi bilmekteydi ve bildiklerini İbrani rahiplerine aktarmıştı. Misterlerde sembollerin kullanımı önemli ve evrenseldi.

Her Şeyi Gören Göz sembolü dinler kadar eskidir. Kuşkusuz kökleri tarih öncesine, güneşe Tanrı diye tapıldığı günlere ait dinlere dayanmaktadır.

Rig-Veda’da, ki bazı bölümleri 10 bin senelik olup Osiris efsanesinden bile eskidir, Güneş-Tanrı Surya’ya söylenen ilahilerde “Her Şeyi Gören Göz” yer almıştır.

İşte bak yukarılarda öncülük eden Şafağın ışıkları/ Güneş, insanlar (onda) Her Şeyi Bilen Tanrıyı görebilirler/Yıldızlar hırsızlar gibi sıvışıyorlar, gecenin eşliğinde,/Her Şeyi Gören Gözün önünde, ki nuru onun varlığını açıklıyor,kavimden kavime parlak alevler gibi parlıyor.

Bu sembolizma yıllar içinde gelişerek Mısır, Pers ve Yunan felsefesi ve telojisinde yer aldı. Muhtemelen her şeyi gören gözü bize ilk ima eden Osiris efsanesidir. Osiris açık bir gözle temsil edilirdi. Bu hiyeroglif bütün mabet ve mezarlarında mevcuttur. Bu sembol İsrailliler tarafından vaad edilen topraklara taşınmıştır ve buna dair referanslar İncil’de başından sonuna yer alır.

Masonik sembol

Her şeyi gören göz sembolü konusunda bilinen en eski Masonik referansa 1772 yılında yayınlanan William Preston’un “Üstat Mason Derecesi Konferansları” nda rastlıyoruz. Preston konferansında Her Şeyi Gören Gözden şöyle bahsediyor: “Çıplak kalbe doğrultulmuş kılıç, adaletin er geç bizi yakalayacağını göstermektedir; düşüncelerimiz, sözlerimiz ve davranışlarımız insanların gözünden saklı kalabilse de, güneşin, ayın ve dahi yıldızların itaat ettiği, kuyrukluyıldızların o müthiş dönüşlerini gözetiminde yaptığı, insan kalbinin derinliklerine hakim olan ve liyakati ödüllendiren o Her Şeyi Gören Göz’den saklı kalmaz.”

Göz hiç bir zaman uyumaz. Bu anlamıyla bazı obediyanslarda Üstadı Muhterem ve Önceki Üstadı Muhteremlerin önlüğünde yer alır. En eski Her Şeyi Gören Gözün yer aldığı önlük, Marquise de Lafayette tarafından el işlemeleri yapılmış ( aslında bir Fransız Manastırında rahibeler tarafından yapılmıştır) ve Marki tarafından Amerika’ya getirilerek General George Washington’a 1784 yılında hediye edilmiş olanıdır. Bu olay da göstermektedir bu amblem o tarihe kadar masonik bir amblem olarak tanınmamaktadır. Masonik önlüklerin o dönemde ayak bileğine kadar inen deri önlükler olduğunu ve üzerini her hangi bir amblemle süslemenin çok güç olduğunu unutmamamız gerekir. Ancak Spekülatif Masonların sayılarının ve etkilerinin ağır basması ile kumaştan veya başka materyallerden yapılan önlükler kullanılmaya başlanmış ve bundan sonra önlüklerin üzerinde amblemler görülmeye başlamıştır.

Öte yandan Mackey Ansiklopedisi’nde, Her Şeyi Gören Göz’ün dinsel içeriği yanında daha farklı “omniscience” (her şeyi görme ve bilme, gözetme, izleme) kavramlarının bulunduğu, hukuk ve yönetime ilişkin dünyasal anlamlarının da olduğu, sözgelimi Kanun’un izleyen ve her şeyi gören, bilen özelliğinden de bahsedildiği, aynı şeyin Devlet için de söz konusu olduğu ifade ediliyor. Eğer ilk Hürmasonların “omniscience” sembolü var idiyse bunun illa da ilâhi bir “omniscience” olması gerekmez” deniliyor.Her Şeyi Gören Göz’ü, ilâhi gözetim sembolü olarak düşündüğümüzde, bu gözetimin amacının insanoğlunun gizlediği suçları yargılamak değil de, gizlediği erdemleri mükâfatlandırmak olduğunu düşünmek daha doğru olur. Her Şeyi Gören Göz’ü, Kardeşimiz Locaya devam etmese de, hastalık veya bir kaza nedeni ile evinde hapis kalsa da veya başka bir yere taşınmış olsa da onu hiç gözümüzden ırak tutmamak ve gözetimimiz altında tutmak anlamında Masonik “omniscience” gözetim olarak da kullanabiliriz.

Dinsel sembolHer Şeyi Gören Göz 17 ve 18 nci asırlarda çokça kullanılan kültürel ikonografinin bir bölümü idi. Üçgenin içine konduğunda güçlü bir teslis doktrinini ifade ederdi. Masonik ritüel ve sembolizmanın evrimi bu döneme rastlaması nedeniyle toplum tarafından çok iyi bilinen ve tanınan bu sembolün bir şekilde Masonluğa girmesi pek şaşırtıcı değildir. Belki de 3 rakamının önemi veya çok kullanımı nedeni ile üçgen tercih edilmiştir. Üç derece, Locanın asıl görevlilerinin üç kişi olması, vs gibi…

Göz ve piramit

Piramit içindeki göz sembolünü Amerikan doları üzerinde görmekteyiz. Aslında bu sembol Amerikan Birleşik Devletleri Devlet Mührü’nde bulunmaktadır. İlk bakışta, Amerika Birleşik Devletleri’nin kurucularının birçoğunun Mason oldukları için bu sembolün kullanıldığı akla gelmektedir. Ancak, Masonik Yazar S. Brent Morris bunun böyle olmadığını, bu düşüncenin komplo teorisyenleri tarafından Masonlar aleyhine kullanıldığını ifade ediyor. Onlara göre, diyor, ABD Devlet Mühüründeki sembol Masonların dünyayı yönettiklerini veya “Yeni Dünya Düzeni” ni dünyaya dayattıklarını gösteren şeytani bir işarettir.

Müellif, söz konusu mührü tasarımlaması için kurulan üç komiteden yalnız 1776 kurulan birinci komitede yer alan Benjamin Franklin’in Mason üye olduğunu ve dolayısıyla amblemin tasarımlanmasında Masonik etkinin bulunmadığını ifade ediyor. 1782’de Kongre tarafından kabul edilen mühürdeki sembolün anlamını o zamanki Kongre Sekreteri Charles Thomson ile Sanatçı Danışman William Barton şöyle açıklıyor: Piramit, kuvveti ve kalıcılığı, üzerindeki göz ise Tanrının Amerikan davasına rehberliğini, davanın koruyucusu olduğunu remz eder.

Her şeyi Gören Gözün, Masonik sembol olarak resmen ilk kullanımı ve tanımlanması 1797 yılına rastlamaktadır, yani Kongrenin bu sembolü kabul etmesinden 14 sene sonrasına. Bunun yanında bu amblemi ilk tanımlayan Thomas Smith Webb’in sembolizması Mühürdeki sembol tanımından farklıdır. Kaldı ki, Webb’in tanımlamasında göz üçgen içinde değil yarım bir hâle içindedir.

Çeşitli kültürlerde göz sembolizması

Her Şeyi Gören Göz Masonik sembolizmaya sonradan dahil edilmiştir.1390 dan 1730 kadar olan dönemde yazılan gotik anayasalarda bu sembolizma görülmemektedir. 18. asrın ikinci yarısında, göz bazen üçgen içinde, bazen bulutlar arasında fakat hemen, hemen her zaman ışıklı hâle içindeki gösterilirdi. Bu Masonik bir sembol olmaktan ziyade, Tanrının her şeyi bilme niteliğinin artistik (sanatsal) ifadesi olarak anlaşılırdı.

Diğer yandan piramit, tamamlanmış veya tamamlanmamış şekliyle, hiç bir zaman Masonik bir sembol olmamıştır. Tamamlanmamış bir piramit ve göz tamamen bir Amerikan sembolizmasıdır ve tasarımcılarının düşündüğü şekilde yorumlanmalıdır.

Her Şeyi Gören Göz her kültürde ve dönemde vardı. Genel olarak uyanıklığın ve Tanrının koruyucu gücünün sembolüdür. Nazar veya kem göz kültürünün yaygın olduğu yerlerde bu tehlikeye karşı kullanılan bir çeşit uğurdur. Bizdeki nazar boncuğu da bu sınıfa giren örneklerdendir. El içinde göz şeklindeki nazarlıklar Türkiye, Yunanistan Kuzey Afrika ve Orta Doğu ve Hindistan’da kullanılmaktadır. Taşıyanı kötülüklerden koruyan üzerinde Her Şeyi Gören Göz amblemi bulunan Kuzey Amerika uğur parası, Eski Mısırdaki Horus’un Gözü, Hindistan’da Budha’nıın Üçücü Gözü, Meksika’daki Şaman inancından kalma ojo de venado nazarlığı, nazara karşı koruyucu nesnelerin diğer örnekleridir.

Eski Mısırlılar, göz sembolünü nazarlık olarak kullanmaları yanında yeraltındaki dünyayı yani ölüler ve ruhlar dünyasını görme gücünü de göz sembolü ile ifade etmişlerdi. Bilindiği gibi Osiris ve Isis’in oğlu olan Horus’un güneşi temsil eden sağ gözü beyaz, Ayı temsil eden sol gözü siyahtı. Horus’un kötü kardeşi Seth kavgada kardeşinin sol gözünü çıkarmıştı ama Thoth onu iyileştirmişti. Horus bu gözünü babasına verdi ve bu suretle Osiris yeraltını görebilme yetisine kavuştu. Bu nedenle mezarlara tabutlara ve hatta mumyalara kıymetli taşlardan yapılmış gözler yerleştirilmiştir.

 

Kaynak: Bilgi güçtür, paylaştıkça büyür

Furkan Özden

Blog dünyası ile 2009 yılında tanıştım. Bloğumda haftada en az bir yazı yayımlıyorum. Yazdığım yazıları beğendiyseniz beni Twitter'dan (@frknzdn) takip edebilirsiniz. Daha fazlası için hakkımda sayfasını ziyaret edin.

Bir Cevap Yazın

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

%d blogcu bunu beğendi: