İnternet Kullanımındaki Alışkanlıklarım ve Prensiplerim

Kaç yıllık blogcuyum bir mim yazım olmamıştı. Sezer İltekin beyin başlattığı mimin bana kadar ulaşmış olduğunu ve Sabah Kemal Cansu arkadaşımın da yazısında beni mimlediğini gördüm. Dünden razıydım hemen işe koyuldum.

Bilgisayarla tanıştığımda tamvimler 2002 yılını gösteriyordu. İlk bilgisayarım beyazdı ve kendimden çok ona bakıyordum. Monitörüne, klavyesine ve faresine. Kasası yoktu. Toplama almıştık. Kasası geldiğinde hemen tuşuna bastım ve açtım. Karşıma yeşil bir ekran geldi. Baktım herşey solda dizili. Fareyle üstüne gelip Geri Dönüşüm Kutusunu sağ alt köşeye sürükledim. Diğerlerini de ip gibi dizdim. O gün bugündür masaüstüm böyledir. Bilgisayarım, Belgelerim ve Geri Dönüşüm Kutusu dışında bir de x klasörü vardır.

X klasörünü şöyle açıklayabilirim. Taşınabilir hard diskime atmak istediklerimi orada depolar yedekledikten sonra silerim. Ardından dosyalar birikmeye başlarsa yine bir x klasörü şart olur.

Duvar kağıdım aşağıdaki gibi genelde bulutlarla kaplıdır. Gökyüzünü, denizi ve bulutları severim.

X klasörü resimde gördüğünüz Programlar klasörü içindedir. Programlar klasörünün içeriği de yukardaki gri çubuğun üstüne gelince açılmaktadır. Genelde tüm masaüstü içeriğimi bir klasör içinde tutmayı severim.

Eğer yeni bir bilgisayar alırsam şu an kullandığım laptopumu nasıl bırakacağımı kara kara düşünürüm. Kullandığım bir şeye aşırı değer veririm. Annem ne zaman bilgisayarımı temizlemeye gelse “Bezi bırak ben temizlerim.” derim ama hiç temizlemem. Ölü derilerin, terlerin ve klavye arasında artıkların birikmesi hoşuma gider. Eğer bir tuş basmaz ise altında kırıntı olduğunu bilirim ve o tuşa asılır altındaki kırıntıları ezer geçerim.

Bir bilgisayarda Chrome yoksa onu bilgisayardan saymam. Ben böyle desem bile blogumun ziyaretçilerinin %30’u Internet Explorer kullanarak bloguma giriyorlar.

İnterneti film veya oyun indirmek için kullananlarınız bilir. Bir filmi internete birçok kişi farklı kalitede yükler. Eğer bir seri izlemek istiyorsam ya aynı kişi yükleyecek yada hepsinin kalitesi aynı olacak. İzleme sitelerinden nefret ederim. Çünkü arşivlemeye uygun değildir. İzlediğim gördüğüm herşeyi 1TB’lık hard diskime depolarım. Gün gelir onu açar anıları tazeler kapatırım.

Siz siz olun şunu unutmayın. Kimseye küçük gözüyle bakıp onu kötülemeyin. Ben karakterini en sevmediğim bir kişiden farenin tekeriyle bağlantıya tıklayınca bağlantının yeni sekmede açıldığını öğrendim. Düşünün yani bu da geçen sene olmuş bir şey.

Şu huyumu da hiç sevmem. Bir iş yaparken aslında bir iş yapmam. Hep kıyıdan köşeden parazitler çıkar ve bana yeni sekmeler açtırır. İstemesem de bir kerede birden fazla iş yaparım. Bu yüzden minimum 10 sekmeyle çalışırım. Bu çok sinir bozucu birşey. Önüme gelen her bağlantıyı yeni sekmede açar önceki sayfanın geçmişimde kaybolmasının önüne geçerim.

Masaüstünde çalışırken kopyalama ve taşıma işlemleri dışında bir pencereden fazla pencerenin açık olması beni huzursuz eder. Aynı şekilde mesela film izlerken tam ekran yaptım izliyorum diyelim. Arkada bir pencere açıksa bu film izlememe engel olmasa bile onu kapatmazsam rahat edemem.

Oyun oynarken sol elimin serçe parmağı boş kalınca durmadan Caps Lock tuşuna basarım. Genelde Caps Lock tuşumun ve Num Lock tuşumun ışıkları kapalı konumdadır. Ya biri açık olacak yada ikisi, yada ikisi bir kapalı olacak. Bunun gibi bir cümleye büyük harfle başlarken harfi büyük yazmak için Shift yerine Caps Lock tuşunu kullanırım.

Günün en az 10 saatini 13 metrekarelik odamdaki pencerenin önünde dizüstü bilgisayarımın karşısında geçiririm. Gündemi aynı bilgisayardan takip ederim. Sonuçta herşey internette var.

Önüme çıkan bir blogdan çok iyi bir şekilde yararlanmışsam hemen onu yer imlerime eklerim. Bazı siteleri ekleme gereği duymam çünkü o kadar sık girerim ki adres çubuğuna baş harfini yazınca gerisi çıkar. Destekleyen sitelerde arama yapmak için adres çubuğuna ilk iki harfini yazıp Tab‘a basarak arama yapmaya bayılırım.

Buradan sonra devam etmek çok istedim ama konu başka yerlere sapmaya başladı. Belki onları da başka bir yazımda anlatırım. Bu mim için Sabah Kemal Cansu kardeşime teşekkür eder ve listedeki blogcu arkaşlarımı mimlerim.

Bu listenin yanı sıra özellikle de kuzenim Eren Taslak‘ı da bu konu hakkında mimlerim.

Paylaş

Furkan Özden

Blog dünyası ile 2009 yılında tanıştım. Bloğumda haftada en az bir yazı yayımlıyorum. Yazdığım yazıları beğendiyseniz beni Twitter'dan (@frknzdn) takip edebilirsiniz. Daha fazlası için hakkımda sayfasını ziyaret edin.

6 Cevaplar

  1. Taylan Demiray dedi ki:

    ah furkan ah, birazcık hit getiren bir yazı yazsaydın ölür müydün be yahu?

  2. Taner AKSOY dedi ki:

    Mim için teşekkürler Furkan ben senden önce davranıp yazmıştım.http://www.taneraksoy.com.tr/bir-blog-yazarinin-internet-uzerine-garip-prensipleri.html Beni mimlediğin için teşekkürler.Yazımın sonunda senide andım 🙂

  3. Daktilograf dedi ki:

    Genele bakınca aslında yazıma şöyle bir madde ekleyebilirmişim, çünkü anormal olan benimki oluyor: “Masaüstündeki dosyaları bir dosyaya toplayıp, masaüstünün temiz görünmesini sağlamıyorum. Çünkü masaüstünü sadece Google Chrom’u açmak için kullanıyorum, zaten fazlasıyla temiz.”

  1. 14 Temmuz 2018

    […] Furkan arkadaşımız demiş ki “Kaç yıllık bir blogcuyum bir mim yazım olmamıştı” bende fazla düşünmeden söyle demek isterim ‘ilk mim yazını bizlerle yazman dan […]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bunlar da hoşunuza gidebilir...