Kategoriler: Mikro BlogMim

Sorularla Dolu Bir Mim

Bu mim macerasında birkaç hafta önce ben de yerimi almıştım. Her mim yazımda mim’in faydalarını anlatmak isterdim ama prensiplerim gereği konudan fazla uzaklaşmak istemem. Daha doğrusu ben rahatsız olurum. Okuyucuyu rahatsız ettiğim hissine kapılırım.

Bugün elektronik postalarımı kontrol ederken zeritte adlı bir blogcudan posta gelmiş. Açtım okudum. Bir yazısında beni mimlemiş. Açıkcası tanımadığım etmediğim birinden böyle mimli bir posta almak çok ilginç. Ama işte bu mim’in faydalarından sadece biri. Blogunu beğendim. Yazdığı konuları da beğendim. Adeta senaryosu kendine özgü kaliteli bir film gibi.

Yazdığı bu mimde birkaç soru var. Sanırım bu da sorulu bir mim. Böyle böyle öğreneceğiz artık bu işi.

Mantığın mı yoksa duyguların mı ön plandadır?

Neye karar vereceğime göre değişir aslında. Eğer panik yaparsam herşey birbirine girer. Ama uzun bir sürem varsa her zaman duygularım mantığımı yener. Belki de şöyle demeliyim. Duygularım mantığımı takmaz bile. Böyle durumda yanlış karar vereceğimin farkına varır ve mantığımı kullanmaya çalışırım. Ama arkadan duygularım buna izin vermez. Her hâlükârda duygularım mantığımın önüne geçer. Belki de bu karakterimden ve hayatımı etkileyen acı tatlı anılardan kaynaklanıyordur. İzlediğim filmlerde bile oyunculara hemen bağlanır onlar ölünce onlar için üzülenlerden fazla üzülürüm.

Duygularıma başvurarak verdiğim kararlardan az çekmedim. Eğer sizi de duygularınız hakimiyeti altına aldıysa hemen bu durumu değiştirmelisiniz. Çünkü duygularınızı kullanmak için bu Dünya çok yanlış bir durak.

İnsanlar niye mutlu değiller? Niye gözlerinin önündeki mutlulukları görmüyor ve şükretmesini bilmiyorlar.

Her insan için mutluluk vardır. Sadece onu bulmayı bilmiyorlar. Bulmak için çaba sarf etmiyorlar. Mutlu olanlar da şükretmedikleri için bunun farkında değiller. Aslında mutlu olmayan insan üşengeç herifin tekidir.

Küçük şeylerin tadını çıkar. – Zombieland (2009)

Bir insan mutlu olmak istiyorsa onu aramalıdır. Bulduğunda ise ona gözü gibi bakmalı, korumalı ve şükretmelidir. İşte o an mutlu olur. Eğer onu korursa kendini üzen hiçbirşeye kulak asmazsa her zaman mutlu olur.

Çok para harcayıp, keşke almasaydım ya da harcamasaydım dediğin bir şey var mı?

Aslında bu herkesin çok istediği birşey için geçerlidir. Zamanında Nokia 6600‘ı her broşürde görürdüm. Hep elime alıp menülerine girip özelliklerine gözatmak isterdim. Aldıktan yaklaşık 2 hafta sonra gelin görün ki onun sadece konuşma özelliğini kullandığımı farkettim. Ondan sonra direksiyon var. Hani şu bilgisayara bağlayıp oyun oynanan. İşte onu aldım. 1 hafta bilgisayarda araba yarışı olarak ne varsa oynadım. 1 hafta sonra dolabımın üstüne koydum. Yazıyı yazarken konusu açıldığı için az önce baktım da 2 parmak toz olmuş üstü. Mesela şimdi de bir Tablet PC ve grafik tablet almak istiyorum. Ama bunun da diğerleri gibi hüsranla sonuçlanacağını bildiğim için şimdilik raflarda benim onları alacağım günü bekliyorlar.

Haklı olduğun bir konuda kendini savunur musun? Yoksa susmak adelet mi dersin?

Ne kadar haklı olursam olayım karşımdaki insanın kendimi savununca düşüncemi değerlendirmeden kendi düşüncesinin haklı olduğunu düşüneceğini anlarsam o işe hiç bulaşmam. Sonuçta kendini kötü hisseden taraf yine ben olurum.

Bi’ zamanlar çok konuşurdum. bir faydasını görmeyince, bıraktım. – Organize İşler (2005)

Bunun yanında bazı insanlara ise tek kelime bile etmeden mimiklerim ile haklı olduğumu anlatabilirim. İki seçenekte de susmayı tercih ederim. Normalde de fazla konuşmayı sevmem.

Tok gözlü müsün? Yoksa her şeyim olsun diyenlerden misin?

Sahip olduklarım bana yeter de artar bile. Azı karar fazlası zarar. Bu her yerde böyledir. Hem şöyle de birşey var. Herşeyin olursa hayatta onun için savaşman gereken bir ‘o’ olmaz. Elindekilerle yetinip onları iyi kullanmayı bileceksin ve sahip olmak istediğin şeylere sahip olacaksın.

Yazımı bitirmeden önce bu sorulara verecekleri cevapları çok merak ettiğim blogcu arkadaşlarımdan Kralizasyon, Oğulcan Turhanlar ve Sabah Kemal Cansu, Sinan Yorulmaz ve Taylan Demiray‘ı mimliyorum.

Furkan Özden

Blog dünyası ile 2009 yılında tanıştım. Bloğumda haftada en az bir yazı yayımlıyorum. Yazdığım yazıları beğendiyseniz beni Twitter'dan (@frknzdn) takip edebilirsiniz. Daha fazlası için hakkımda sayfasını ziyaret edin.

Paylaş
Yazar
Furkan Özden

Son Gönderiler

Tercüme Bürosu

Bazı belgelerin yasal olarak bir anlamı olması için yapılan tercümenin noter tarafında onaylanması gerekmektedir. Bu…

3 hafta önce

Canva Pro Ücretsiz Kullanım Yöntemi

Çeşitli web 2.0 araçlarını incelerken denk geldiğim bir araçtan bahsetmek istiyorum. Benim de ara sıra…

4 hafta önce

Ücretsiz Microsoft Office Lisansı Almanın 6 Yolu

Ücretsiz Microsoft Office lisansı almak zor olsa da bazı yöntemler hala kullanılabilirliğini koruyor. Microsoft Office'i ücretsiz…

1 ay önce

Kaliteli Erkek Kol Saati

Uzaktan baktığınızda kalitesini anlayabileceğiniz ürünler vardır. Erkek kol saati markalarından bazılarının ürünleri de aynen böyledir.…

2 ay önce

Patronunuza Hatasını Nasıl Söylemelisiniz?

Çoğu insan patronlarının kariyerlerinin başlarında hata yapmasını beklemez. Toplumumuzda çocukluğumuzdan itibaren yaşlılarımıza itaat etmemiz ve…

2 ay önce

Dar Salonlar İçin TV Ünitesi Önerileri

Evde bulunduğumuz sürenin büyük bir kısmını geçirdiğimiz salonların yerleşimi her zaman çok önemlidir. Ailecek bir…

2 ay önce