Kategoriler: Mikro BlogMim

Unut(a)madığım Filmler

Uzun zamandır takip ettiğim güzel bir sinema blogu var. Anlatımı bir yana izlediği filmlerin çoğunu ben de izliyorum. Ben de izlediğim filmler hakkında yorum yapıp blogumda paylaşıyorum ve aynı film hakkında farklı yorumlar görmek beni neşelendiriyor. Bambaşka bir duygu veriyor açıkcası. Çünkü bir filmi izlerken Dünya ile bağınızı koparıp sadece o filme odaklanırsınız. Filmdeki karakter siz olur film bitene kadar ter dökersiniz. İşte film böyle izlenir. Doğal olarak filmi böyle izleyip başkasının yorumunu okuyunca onunla filmde karşılaşmışlık hissi veriyor.

Bir paragraftır size anlattığım blog Sine Blog. Sahibinin adını öğrenememiş olsam da bir mim alabildim. Unutamadığınız Filmler başlıklı yazısında kimsenin filmlerle ilgili mim başlatmamasından yakınarak yazısına giriş yapıp yorum kısmında beni mimledi. Ben de sıcağı sıcağına mime cevap veriyorum.

Léon: The Professional

Listeme benimle yaşıt olan bir filmle başlamak istiyorum. Bu filmin etkisinden ilk bir hafta kurtulamadım. Hele o bitiş sahnesinde gözlerimden bir damla da olsa yaş aktı. Böyle duygusal sahnelerde aşırı hüzünlenme gibi bir huyum var. Özellikle başrol oyuncularının ölmesi/yaralanması gözlerimin yaşarması ve boğazımın düğümlenmesi için bir numaralı sebeptir. Adam kötü adam bile olsa başına kötü birşey geldiğinde başlarım gözyaşı dökmeye.

Film, ailesi bir uyuşturucu satıcısı tarafından katledildikten sonra ortada kalan bir kızın komşusu olan seri katile sığınıp intikam için birlikte çalışmalarını konu ediyor.

Enemy of the State

Bu listeye Will Smith‘i koymazsam olmaz. Adamın izlemediğim filmi kalmadı diyebilirim. Bir oyuncu düşünün bütün filmleri mükemmel. Böyle birşey mümkün olabilir mi? Konu Will Smith ise EVET!

Birçok filmi var ama aralarından neden bunu seçtim? Çünkü ortadaki karmaşa, verilen mesajlar, eleştirilen siyasi olaylar nedenlerden sadece bazıları. Film o kadar iyi ki şurada film ile ilgili 2 satır yazarken bütün film gözümün önünden geçti.

Will Smith‘in bir komplonun ortasındayken bir casusun ona yardım ederek komployu gün yüzüne çıkarmasını konu alıyor.

Into the Wild

Filmi izledikten sonra birkaç yorum okudum. Çoğu insan filmin durgunluğundna şikayet etmiş ama nedense beni unutamadığım filmler listeme girecek kadar etkilemiş. Belki tam da beni anlattığı için sevdim bu filmi. Blogumun sloganını ‘Sonsuzluğa ve Ötesine’ olarak belirlememin bir sebebi var sonuçta.

Christopher McCandless üniversiteden mezun olduktan sonra iş ve aile gibi sorumlulukları bir kenara atıp. Bütün parasını yaktıktan sonra Alaska‘da doğa ile birebir yaşamak için yola koyuluyor.

The Kingdom

Aksiyon ve heyecanı bir arada yaşadığım filmde Jamie Foxx‘un oyunculuğuna hayran kaldım. Film özellikle Müslümanlar ve Hristiyanlar arasındaki kargaşaya değinmiş. Karakterler ve senaryo bir yana filmin olay örgüsünden ve repliklerinden çok etkilendim. Filmi izlemeyenler olacağını düşündüğümden film hakkında ispiyon vermemek için kendimi zor tutuyorum. Filmi izleyin pişman olmazsınız.

‘The Kingdom’da 12 Mayıs 2003 tarihinde Suudi Arabistan‘ın başkenti Riyad‘da meydana gelen eş zamanlı bombalama olaylarının olduğu günlerde yaşananlar bir grup ajanın gözünden beyaz perdeye aktarılıyor.

The Departed

Bir film düşünün aklınızın alamayacağı. Düşünemezsiniz çünkü aklınız almaz. O kadar karmaşık bir senaryo. Filmi izledikten sonra üzerinde düşünmem bile filmdeki senaryoyu anlamama yardımcı olamadı. Bu da oyuncuların işini çok iyi yaptığını gösteriyor. Bu çok doğal çünkü filmin Türkçeye çevrilmiş adı ‘Köstebek’. Her yerden bir şey çıkıyor. Birinin adamı diğer örgütün içinde, o örgütteki başka bir adam diğer örgütün adamı. Biraz karışık açıkcası ama film harika.

Leonardo DiCaprio, Matt Damon, Jack Nicholson, Mark Wahlberg ve Martin Sheen gibi oyuncuların yer aldığı film Massachusetts Eyalet Polisi‘nin şehrin en büyük suç organizasyonunu çökertmek için geniş çaplı bir mücadele başlattığı Güney Boston‘da geçiyor. Amaç, güçlü mafya babası Frank Costello‘nun (Jack Nicholson) egemenliğine içeriden bir müdahaleyle son vermek.

Ocean’s Serisi

Bir filmin içinde ekip olunca duygusal bağlar olunca o filmi izlemeden edemiyorum. Gerçek hayatta grup işini pek sevmem açıkcası. Çünkü bütün iş bir kişiye yüklenir. Uyanıklar keyfine bakar. Aptallar işi görür. Ama işte ne derler ‘Bu ancak filmlerde olur.’ işte böyle bir film Ocean’ın On Birlisi. Film üç seri olmasına rağmen üçünü de aynı gün peş peşe sıkılmadan izledim. Adamlar öyle bir plan yapıyor ki kırk yıl düşünsem aklıma gelmez. Hele o işbirliği ve hedefe odaklanmaları filmi unutmama engel olan sebeplerden ikisi. O kadar etkilendim ki filmden sonra bir soygun planı da ben yaptım yani o biçim. Filmin yapımcılarının serinin üçüncü filminde Al Paçino‘nun da yer almasına olanak sağlamaları beni gerçekten çok duygulandırdı. Godfather 3‘te ölüm sahnesini gördükten sonra onu canlı kanlı tekrar görmek beni mutlu etti.

Killer Elite

Böyle karmaşık komplolu filmleri izlememem gerekiyor benim. Kırk yıl geçse de filmi hatırlar filmi izlerken hissettiğim duyguları tekrar hissederim. İşin içinde Jason Statham da olunca filmi izlememem için pek bir neden kalmadı. Bence Robert De Niro ve Jason Statham en iyi oyunculuklarını bu filmde sergilemiş. Filmin sonunda Jason Statham’ın olanlar hakkında hiçbirşeyden haberinin olmadığını söylediği adamın olduğu sahnede kendimi o adamın yerinde hissettim. Filmi anlasam bile bunu Jason Statham söyleyince insan bir değişik oluyor. Anlamış da olsan anlamamış gibi hissediyorsun kendini. Aksiyon ve gerilimin bir arada olduğu bu filmi şiddetle tavsiye ediyorum. Filmle ilgili yorumum için Killer Elite (2011) başlıklı yazıma göz atın.

Gizli Servisin çok özel eğitimli ajanı kendisini yetiştiren danışmanı zor duruma düşünce emekli olduğu bu tehlikeli hayata geri dönmek zorunda kalır. Fakat kadim dostunu kurtarmak için girişeceği aksiyonda karşısında en az kendisi kadar yetenekli bir diğer ajan ve iyi yetiştirilmiş üç özel katili alt etmek durumundadır.

İzlediğim filmler hakkında yorumlarımı görmek için Sinema etiketi altında yazdığım yazıların listelendiği etiket sayfasını ziyaret edebilirsiniz. Her izlediğim film hakkında yazmadığım için sadece film önerisi istiyorsanız GetGlue profilimi takip edebilirsiniz.

Furkan Özden

Blog dünyası ile 2009 yılında tanıştım. Bloğumda haftada en az bir yazı yayımlıyorum. Yazdığım yazıları beğendiyseniz beni Twitter'dan (@frknzdn) takip edebilirsiniz. Daha fazlası için hakkımda sayfasını ziyaret edin.

Paylaş
Yazar
Furkan Özden

Son Gönderiler

#Alive (2020) Film İncelemesi

#Alive, Cho il Hyung tarafından yönetilen ve Yoo Ah-in ile Park Shin-hye'yin iki genç yetişkini…

1 hafta önce

MSI Optix AG32CV 31.5″ 165Hz 1ms Monitör İncelemesi

Yaklaşık üç ay önce MSI Optix AG32CV model monitörünü satın aldım. Bu inceleme yazısını da…

1 ay önce

Ralli Pilotuyla Yarıştım

Evet doğru. Bizim Youtuberlardan neyimiz eksik. Biz de böyle başlık atabiliriz yani, neden olmasın? Gerçekten…

2 ay önce

Durdurulamaz Güç (2020) Film İncelemesi

Vin Diesel, yakın zamanda bir eylemde öldürülen ve RST şirketi tarafından süper kahraman Bloodshot olarak…

2 ay önce

M60 AMBT War Thunder’a Geliyor!

Bilindiği gibi War Thunder belli süre arayla Dünya Savaşı etkinliği yapıyor. Bu sezonki dünya savaşı…

3 ay önce

Oyun Marketi

Dijitalleşmenin oyunlar üstündeki etkisinin de günden güne arttığı günümüzde haber oyun sitelerinin ihtiyacı da artmıştır.…

3 ay önce