2020 Özeti – Yıla Bakış

Uzun zamandır bloğa kişisel yazı girmiyordum. Önce Sezer abinin bloğundan ardından Tahsin Bey’in bloğundan gelen bildirimden sonra yazdıklarını okuduktan sonra ben de yazsam mı acaba diye düşünmeden edemedim. Yazılarını okuduğumda en monoton yıl benimki geçmiş gibi duruyordu. Biraz hevesim kaçtı ama yine de yazıyorum… Onların yazısı olmasa motive olup oturup da 2020 özeti yazacağımı sanmazdım (: Araştırma, kaynak okuması yapmadan yazı yazmanın verdiği hazzı da özlemişim doğrusu.

Emektar sandalyem ve çalışma masamda KPSS’ye çalışırken. Kardeşimin muhteşem çekim açısı ve görüntü kalitesi.

Nereden başlasam bilemiyorum. Aslında 2020 yılı benim için 2019’un sonlarına doğru Ocak ayı gelmeden başlamıştı. Takvim yaprakları 4 Kasım 2020’yi gösterirken acemi birliğine teslim oldum. Aslında tecilimin dolmasına daha vardı. 2019 KPSS sınavına girdikten sonra atama bekleyene kadar 6 aydan fazla bir zaman geçeceğini düşünerek böyle bir karar verdim. Tahminlerimde de yanılmamıştım. İlerleyen paragraflarda değineceğim yine buraya.

Evden ayrılmadan önceki son gece. Blogda paylaşırım diye çekmiştim. Nasip bu yazıyaymış.

Askerlik hakkında pek fazla yazmaya gerek yok. Ama biraz bahsetmeden geçemeyeceğim… 1 aylık acemiliğin ardından usta birliğime gitmek için havalimanının yolunu tuttuk. Bu yolun yaklaşık 25 gün süreceğini bilmeden… Hava muhalefeti nedeniyle sürekli iptal olan uçuşlar… KTM’de bir oraya bir buraya yitip giden zamanlar… Havalimanlarında geçen geceler… Derken şimdi bu anları gülerek hatırlıyorum. Biraz zorluk çektik tabi ama unutamadığım bir 1 ay olmuştu benim için. Bu süre zarfında 4 farklı kışla 4 farklı havalimanı ziyaret ettim. Esenboğa ve İstanbul Havalimanına toplamda yaklaşık 3 gece geçirdim.

Usta birliğinde mutlu mesut içtimalara girip verilen emirleri yerine getirirken Aralık ayının sonlarına doğru Çin’de bir virüsün ortaya çıktığı haberini aldık. Ocak geldi, Şubat geldi, Mart geldi derken virüs Türkiye’de de hızla yayıldığı için önlemler alınmaya başlandı. Bilin bakalım sonrasında neler oldu? Tahmin ettiğiniz gibi celpler ve terhisler ertelendi. Tam da Kasım celbinin terhis olacağı zamana denk geldi. Şafak 12 iken yatmıştım. Kalktığımda 42 olmuştu. Belki bu satırları okurken “30 gün de zaman mı?!” diye aklınızdan geçirebilirsiniz ama askerde zaman kavramı bir başka işliyor diyeyim.

210 gün sonra terhis günü.

Sonunda beklenen gün geldi ve 3 Haziran 2020’de 210 günlük askerlik serüvenim sona erdi. Peki çarşı izninin zaten olmadığı olsa da virüs sebebiyle iptal edildiği bu dönemde bu günleri nasıl geçirdim? Sonunda alacağımdan emin olduğum iyi bir haber ümidiyle… Hani KPSS’ye girdikten sonra gitmiştim ya askere. İşte o sınavda 79,5 puan ile ÖABT sınavında alanımda 400. sırayı alarak başarılı bir sonuç elde etmiştim. Atanacağım kesin gibi bir şeydi. Genelde atama haberleri de uzun süreceği için askere gitmiştim o sırada. Mülakatlar da beklediğim gibi Şubat ayında oldu. İzin alıp sınava girip geri geldim.


Martın ilk haftaları tercihler alındı ve 18 Mart 2020’de sonuçlar açıklandı. Memleketime komşu olan bir ile atamam gerçekleşti. Zaten askerde pek fazla gün saydığım söylenemezdi ama bu haberden sonra neredeyse hiç gün saymadım diyebilirim. Askerden dönüşte önümde uzun bir yaz tatili vardı; Eylül’de okullar açılana kadar. Askerden sonra geçirdiğim o üç ay iş hayatına atılmadan önce adeta terapi gibi gelmişti. Sizin de bildiğiniz gibi artık akrabaların can alıcı soruları ve garip bakışları altındaki akraba terörü bitmişti. Ekonomik olarak da bağımsızlığımı ilan etmiştim. Önümde kendi rotamı çizebileceğim upuzun bir yol var… Daha ne olsun değil mi?

2009’de yola koyulduğum bu blog macerasında çoğu zaman 1-2 ay bloğu boş bıraktığım olsa da hiçbir zaman bir köşeye atıp unutmadım. Yazı giremediğim zamanlarda bile bloğum hep aklımda oldu. 2016 yılına geldiğimizde Zinciri Kırma fikri ile haftada en az bir yazı kuralıyla bloğumun üstüne daha da düşer oldum, 2020 yılına dek… Askere gitmeden önce birkaç yazı hazırlasam da Şubat’a doğru yayınlanacak yazı kalmayınca biraz kardeşime yazdırmayı denedim. Yine de o zinciri kırmamayı başaramadık. Terhis olduktan sonra gelen rahatlıktan sonra da pek bir fazla yazı girememiştim. Ama dediğim gibi hep aklımdaydı. Zincir bir koptu mu tekrar bir araya getirmek zor oluyormuş gerçekten.

blogspot eski tema
Bloğun 2014 yılındaki halinden bir kesit. Tabi o zamanlar blogspotta yazıyorum.

Biraz toparladım. Haftada bir yazı olmasa da sürekli güncel tutmayı başarabildim. Ancak bunun yanında açtığım birkaç site de zamanımın çoğunu işgal ediyordu. Aslında en başında deneme için açtığım sitelerdi çoğu. Sadece bir tanesini bıraktım. Onda da işimle ilgili çeşitli materyalleri, nasıl yapılır tarzında içerikleri paylaşıyor olacağım. Yakında buradan da duyururum kendilerini.

Unity’i kurcalamaya başladım. Onun üzerine düşüp 2019 başlarına doğru Google’dan geliştirici lisansı alıp birkaç uygulama paylaşmıştım. Hepsi hazır ve ücretsiz dağıtılan yapımlar. Neymiş? Ne değilmiş? Bu işler nasıl oluyormuş diye merak ettiğimden bunlar hep. Biraz daha değişik şeyler denemeyi planlıyordum. Önce bir askere gideyim gelince devam ederiz dedim kaldı öyle. Uygulama yayınlamışken bir tane de e-kitap patlattım: Blogculuğa Giriş. Google Play’de yer alan geliştirici sayfam da burada: Google Play’de Furkan Özden

F4-C Phantom II War Thunder
F4-C Phantom II War Thunder. 172. Filo “Şahin” boyamasıyla.

Normalde her yıl yaptığımız 15-20 günlük gezilere bu yıl çıkamadık. Evde kaldığım dönemde 2014 yılında başlayıp çok karmaşık gelince bıraktığım War Thunder oyununa sınav stresi bitince tekrardan başlamıştım. Askerden geldikten sonra kaldığım yerden devam ettim. Bana sorarsanız savaş temalı oyunlar içinde en iyi oyun olduğunu söyleyebilirim. Şu an için 9 ülkenin yer aldığı oyunda uçak, gemi, tank ve helikopterlerle savaşlara katılabiliyorsunuz. İster basit, ister gerçekçi isterseniz de simülatör modlarında oynayabiliyorsunuz. Steam profilimde yer alan bu oyun için paylaştığım bazı görsellere ve çizimlere göz atabilirsiniz. Kayıt olmak isterseniz de bu bağlantıdan referansımla kaydolabilirsiniz. İlginizi çekerse referansla kaydın avantajları neler? Hangi ülkeyle başlamak daha iyi? gibi sorularınıza steam üzerinden cevap verebilirim.

2020’nin Eylül ayı gelindiğinde artık işbaşı yapmanın vakti geldi ve çocuklarla buluştuk. Artık sınıftaki pozisyonum değişmişti. Sırada oturan değil tahtada ders anlatan biriydim. İnanılmaz bir duygu olduğunu söyleyebilirim. Girdiğim 7 sınıftan toplamda 144 tane arkadaşım olmuş gibiydi. Hepsi heyecanla ve merak dolu bakışlarla yeni öğretmenlerini tanımaya çalışıyordu. Ara tatilden birkaç hafta önce eniştemi ve dedemi birer hafta arayla covid-19 sebebiyle kaybettim. İlk defa bana bu kadar yakın olan birini kaybetmiştim. Anlatılacak bir şey değil, öyle söyleyeyim. Bu cenazelerden sonra ara tatilde ailemin yanındayken yaklaşık 20 gün karantinaya girdim. Muhtemelen babamın cenaze ve hastane işleri peşine gitmesinden dolayı ona bulaştı ondan da anneme bulaştı. Annem pozitif çıkınca evde 4 kişi karantinaya girdik. İlk başta temaslı olarak girdiğim karantinanın 5. gününde test yaptırıp pozitif çıkmamla birlikte bir 14 gün daha karantinaya girmiş oldum.

Biraz daha günümüze geldiğimizde de birkaç yeni projeye adım attığımı söyleyebilirim. Belki garip gelebilir ama KPSS serüveni bittikten sonra soru çözmemeye konu çalışmamaya pek alışamadım. Kitap okuma alışkanlığım pek yok ama yeni şeyler öğrenmeyi seviyorum. O yüzden Web Tasarım ve Kodlama bölümüne girerek zaten bildiğim şeyleri belgelendirmek için ilk adımı attım. Bunun yanında podcast işini merak ederdim hep. Hazır kendi sunucum da varken ben de bir podcast yayını başlatayım dedim ve başlattım. Şimdilik bloğumda yazdığım yazıları sesli olarak kısa bölümler halinde seslendiriyorum. Buradaki asıl amacım diksiyonumu geliştirmek ve ses kaydı alırken konuşmamdaki hataların farkına varıp onları düzeltmek.

Kasası yolda. Onu başka bir siteden almıştım (:

Bunların dışında yazıyı yazmaya başlamadan önce de bir kargom geldi. Sipariş verdiğim Raspberry Pi 4‘ümmüş. Biraz onu kurcalayacağım bakalım. Önümde koca bir okyanus var gibi hissediyorum. Sanırım Python diliyle daha rahat yazılıyormuş uygulamalar bu cihazda. İlginçtir ki Kasım’da da bunun üzerine bir kursa başlamıştım. Gayet de kafama yatmıştı. Diğer programlama dilleri gibi karmaşık gelmemişti. HTML, CSS, PHP sıktı zaten (:

Gelelim bu yıl için belirleyeceğim haftalık hedeflerime. Aslında bu tip hedefler belirlemeyi sevmem. Kendimi programlamış ve bu programın dışına çıkamayacak gibi hissederim. İleriye dönük uzun vadeli planlar yapmanın anı yaşamama engel olduğunu düşünürüm. O yüzden basit, esnek ve rahat birkaç hedefim var:

  • İlki tabi ki haftada en az bir blog yazısı.
  • Ayda en az iki bölüm podcast.
  • Ayda en az bir kitap okuma. (Buraya yazınca belki gaza gelip okurum…)
  • Bir programlama dilinde uzmanlaşma. (Şu an python dilinde ilerliyorum bakalım neler olacak?)
  • İngilizce seviyemi geliştirme. (İngilizce okuyoruz anlıyoruz ama iş konuşmaya geldi mi sekteye vuruyor biraz. Bu kısma yoğunlaşmam lazım.)

Umarım 2021 yılı herkes için daha güzel daha mutlu daha adil sevgi dolu bir dünya yıl olur.

Paylaş

Furkan Özden

Blog dünyası ile 2009 yılında tanıştım. Bloğumda haftada en az bir yazı yayımlıyorum. Yazdığım yazıları beğendiyseniz beni Twitter'dan (@frknzdn) takip edebilirsiniz. Daha fazlası için hakkımda sayfasını ziyaret edin.

2 Cevaplar

  1. Deniz dedi ki:

    Başka bloglardan yola çıkarak sizi buldum. Uzun süredir düzenli yazdığınızı gördüm. Bundan sonra sizi özel olarak takip etmeye çalışacağım. Gerçek bir kişi tarafından uzun süredir yazılan doğal yazılara daima zaman ayırabilirim. Yolunuz açık olsun 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bunlar da hoşunuza gidebilir...